Bir zamanlar, geniş ve yeşil bir ormanda Akıllı Tavşan ve Yavaş Kaplumbağa olarak iki arkadaş yaşıyormuş. Akıllı Tavşan, çok hızlı koşar ve her zaman en iyi yerde bulurmuş. Herkes onun zekasına hayran kalıyor ama Kaplumbağa, tavşanın hızlılığına ve zekasına rağmen sakin ve saklanan biriymiş. Kaplumbağa, tavşanla çok iyi arkadaş olmasına rağmen, onun zamanının kendi kendine ilerlediğini, onun işinin aceleye gelmemesi gerektiğini söylüyordu.
Bir gün ormanda bir yarış düzenlenmeye karar verilmiştir. Yarışı kazanan, ormandaki en akıllı hayvan ilan edilecekti. Akıllı Tavşan hemen kabul etmişti, çünkü onu kimse yenemezdi. Ama Yavaş Kaplumbağa da yarışa katılma isteğinde bulunuyor. Tavşan, gülerek, “Sen ne kadar yavaşsın! Ben seni kolayca yenerim” demiş.
Yarış başlıyordu. Tavşan hemen en ileri hızla koşmaya başlıyor. Kaplumbağa ise sakin adımlarla ilerliyordu. Tavşan, çok ileride olduğunda, biraz parçalanmak için ağaç gölgesine parçalar ve bozulmalar dalmış.
Kaplumbağa, bir şekilde yarışmaya devam etti. Hızlanmamış, ama kararlı bir şekilde yol almıştı. Tavşan, ne kadar uyuduğu fark etmeden, yarışın bitiş çizgisine çok yaklaşmıştı. Ama uyandığında Kaplumbağa yarışını kazanmıştı!
Tavşan, şaşkınlık bir şekilde, “Ama nasıl? Ben hep senden çok daha hızlıydım” dedi.
Kaplumbağa gülümseyerek, "Zeka, bazen sadece hızda değil, sabırda ve doğru zamanda karar vermekte de beklemekte" dedi. “Benim hızım belki yavaş olabilir, kararlılığımla ve sabrimla sonunda kazandım.”
Tavşan, o gün sabırla ve titizlikle hareket edenlerin, hızdan çok daha önemli olduğunu anlamıştı. O gün sonra, ne zaman bir şey yapmak istesen, acele etmeden, kibar düşünerek hareket etmeye karar vermiş